Irkçılığa Gericiliğe Bölücülüğe Karşı
Eğitim-İş Çanakkale Şubesi
Anasayfa
CUMHURİYET DÜŞMANI FATİH TEZCAN`IN HADSİZLİĞİNİ YARGIYA TAŞIDIK!

CUMHURİYET DÜŞMANI FATİH TEZCAN`IN HADSİZLİĞİNİ YARGIYA TAŞIDIK!

Bu toprakların en kutlu günlerinden olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, vatanseverlik açısından yine turnusol olmuştur.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, aziz hatırasıyla dahi dostun düşmanın kim olduğunu bizlere göstermiştir.

Demokrasisi zayıflatılan, özgürlükleri kırpılan, ekonomisi ve üretkenliği günden güne güç kaybeden ülkemizde Atatürk'ün yokluğunun bugün nasıl daha da yakıcı hissedildiği, halkın Anıtkabir'e akın etmesinden, sokaklara taşan/kutlama saatini aşan etkinliklerden belli olmuştur.

Öte yandan, tüm toplum Cumhuriyet ruhuyla kenetlenmişken, Cumhuriyet düşmanları da kendilerini hadsiz bir cüretkarlıkla göstermiştir. Bunların başında da "gazeteci" olarak anmanın, gerçek gazetecilere hakaret sayılacağı Fatih Tezcan denen şahıs gelmiştir.

Daha önce de Cumhuriyet'in kurucularına ve değerlerine dil uzatan ve ne hikmettir ki cezalandırılmayan bu hadsiz, bu kez sözleriyle direkt Atatürk'ü hedef almaya çalışmıştır.

Atatürk'ün halka yalan söylediği, milletin egemenliğinden korktuğu, İslam düşmanı olduğu gibi her yobazın klişe iftiralarının seslendiricisi, bu kez bu düşkün şahıs olmuştur.

Düne kadar yemek yerken bile FETÖ elebaşısının kasetlerini dinlediği ve gözyaşlarının çorbasına aktığını söylemekten gocunmayan bu şahsa ne hikmettir ki ne o gün, ne de son hadsizliğinden sonra dokunulmamıştır.

Kendisini omurgasız bir yalakalığa adayan bu şahıs, bu gönüllü köle, Pensilvanya'daki FETÖ elebaşını zamanında mehdi sayan bu cahil, elbette ki Atatürk'ün bu toprakların insanlarını tebaa olmaktan halk olmaya dönüştürmesini hazmedemeyecektir. Bu hastalıklı psikoloji, insaniyetini kaybetmiş her zalimin, temiz insanlara baktığında duyduğu nefrettir. Söz konusu şahsın da tam bu psikolojiyle sağda solda konuşması, kendi kirliliği açısından sıradandır. Sıra dışı olan husus onun bunları konuşması değil, konuşacak cüretin ona verilmiş olması ve bir türlü cezalandırılmamasıdır. Bugün Cumhurbaşkanı'na -hakaret bir yana dursun- hoşa gitmeyen bir soru sormanın karşılığı bile sabaha karşı gözaltına alınmakken, bu 'cumhur'u var eden Atatürk'e kolayca dil uzatılması kahredicidir.

Bu ülkenin kurucusu olan Atatürk'e ve Cumhuriyet'e hakaret etmek, yasalarla cezalandırılacak fiillerden sayılmasına rağmen, bir kamu davası açılmıyor olması düşündürücüdür.

Kendi kendine yerine gelmesi gereken adalet, belki biz dürtünce yerine gelir diye Eğitim-İş olarak devreye girmiş durumdayız. Şahsın deli saçması niteliğindeki söz konusu ifadelerini bugün itibariyle yargıya taşımış bulunmaktayız. Cumhuriyet düşmanlığını FETÖ'den, omurgasızlığı yandaş abilerinden öğrenen bu densizin, adaleti de öğrenmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.

Eğitim-İş olarak vurguluyoruz: Susmak, onaylamaktır. Atatürk'e, silah arkadaşlarına, Cumhuriyet'e dil uzatan densizlerin yargılanmadığı, tüm siyasilerce lanetlenmediği her gün, bir sonraki densizliğe zemin hazırlamak demektir. Tüm unutturma politikalarına, karalama kampanyalarına rağmen Ata'sına sığınan bu ulus, elbet bu ikiyüzlülüğü de görmektedir.

 

                                                                    EĞİTİM-İŞ ÇANAKKALE ŞUBE YÖNETİM KURULU